Bir eşeğe yüklü bavullarından ne de çok şey çıkardı öyle.Çocukluk rüyalarımızı süsleyen rengarenk balonlar.Her birini neredeyse çürüyene kadar “çeynediğimiz” sakızlar.Naylon taraklar..Kızlar için rengarenk tokalar, çıtçıtlar,toptular ve büyüklerin aldığı ev ihtiyaçları ;sabun , örtü,basma ..
Para icad olalı çok olmuştu ya bizim oralara pek uğradığı söylenemezdi.Çocukların eline delikli paralardan fazlasını vermezlerdi.İnsanlık tarihi kadar eski alışveriş usulü olan “trampa” hala geçerliliğini koruyordu.
Rahmetli Ekrem emi’ye ithaf edilen bir mevzu var ya.Hz. Adem’den beri bizim köyde hiçbirşeyin değişmediğini, dolayısıyla en sadık ümmet olarak Adem peygamberin bizi seveceğini söylediği..

Bu bir ironiydi ama gerçeklik payı da vardı.Zaman burada yavaş akıyor değişimin ivmesi de yok denecek kadar azdı.Trampa usulünde bizim köyün parası, satın alınan mala göre değişmekle beraber buğday,arpa,nohut ve de çoklukla yumurta oluyordu.Bir yumurtaya üç balon,veya iki çeynem sakız gibi..
Çerçi mühim adam ya eşeği de mühimdi.Bakımı mecburi gibi köylüye aitti.Yemeğini de biri misafir ederek karşılardı.yatıya kaldığı da olurdu çoklukla.Kime denk geldiyse artık..
Sonraları köyde dükkan açıldığını hatırlıyorum.Bizim hatırlamadığımız dükkan da varmış.Kadı gillerden Hüseyin amca galiba dükkan çalıştırmış köyde. Onların kapının önüne oturduğunuzda tahtadan bir darabaya benzer şey vardı .Oranın dükkan olduğunu söylerlerdi diye hatırlıyorum.Faruk dayı’ nın dükkanını hatırlıyorum çocukluğumda.Onu da oğlu Şerafettin batırmıştır herhalde.Kiminle küsse barışmak için dükkandan hediyeler verirdi.Başka dükkan denemeleri de oldu ama hiçbiri çerçilerin yerini tutamadı çocuksu dünyamızda.
Çerçi yeni bir şeydi, değişiklikti..V e de o zaman köyde hayat hep tekdüzeydi.Çerçi,bu tekdüzeliğe karşı bir hareketlenme oluyordu.
En son çerçi ne zaman geldi acaba?. Daha sonra gelenler oldu da biz çocukluk yıllarına veda ettiğimiz zamana denk geldiği için mi fark edemedik bilemiyorum. Bildiğim tek;şey son çerçinin çocukluğumuzu anılarıyla birlikte rengarenk şeylerle dolu tahta tezğahına kapatıp götürdüğü.
Şimdi, caminin önünde her indiğimde gözümün önüne basma fistanlı ,ayağında soğukkuyu lastikle eline aldığı bir yumurtaya kaç çeynem sakız geldiğini utanarak sormaya çalışan bir kız çocuğu gelir.
Sizin de rüyalarınıza kızamık şekeri satan çerçiler uğruyor mu?..